ARKİLER FORUM

HERKES BİR ARKİ, BİR AİLEDİR...
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yapRADYO

Paylaş
 

 ....Sibel CAN ile röportaj

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
??NeSRiN??
Admin
Admin
??NeSRiN??

Mesaj Sayısı : 332
Kayıt tarihi : 31/05/09
Yaş : 26
Nerden : SAKARYA

....Sibel CAN ile röportaj Empty
MesajKonu: ....Sibel CAN ile röportaj   ....Sibel CAN ile röportaj Icon_minitimePtsi Haz. 15, 2009 11:36 am

....Sibel CAN ile röportaj I10

Adı 'Özlem' olmalı...

Bir çocuk düşünün, 14 yaşında ekmek parası kazanmak, ailesinin geçimini sağlamak için düğünlerde dansözlük yapmaya başlamış, kendi deyimiyle 'ailenin erkeği' olmuş... Daha sonra Maksim Gazinosu'nda atıldığı sahne hayatında, kendisini geliştirerek assolistliğe kadar yükselmiş. Evliliği ve boşanmasıyla gündemden düşmemiş, yaşadığı acılar bile hayata küstürmemiş onu... Sibel Can'dan bahsediyorum. Bu haftaki konuğum Sibel Can'dı. Mesleğe başladığım 1989 yılından beri tanıyorum kendisini. Birçok kişinin başaramayacağı kadar büyük bir şöhretin sahibi oldu. Sesiyle, yorumuyla bu günlere geldi. Nakkaştepe'deki evinde bizi kabul eden sanatçıyla 3 saat süren son derece keyifli bir sohbet yaptık. Şu günlerde hapisteki kocası Sulhi Aksüt'le buluşacak olmanın tatlı heyecanı içindeki sanatçı; içten, dobra dobra açıklamalarda bulundu... Daha küçük bir çocukken sanatçı babasının şehirdışı çalışmalardan dönüşünü kapı önlerinde beklediğinden, yaşadığı tarifsiz acılardan, en yakınları tarafından sırtından vurulmasından, bitmeyen gecelerde çektiği yalnızlıklardan söz ederken, 'keşke annem adımı Özlem koysaymış' dedi, haklı olarak... Bunca sıkıntıyı üç çocuğu Melissa, Engincan ve Emir sayesinde atlattığını, sadece keyif alacağı projelerde yer alacağını ve artık kimseye kolay kolay güvenmeyeceğini anlattı... Sesi konusunda da artık tevazu göstermeyeceğini belirten güzel sanatçı, kadın olarak Türkiye'de bir alternatifinin olmadığını, kendi sesini dinlerken bile ağladığını, şarkıları çok duygulu okuduğunu da söyledi... Yeni projelerini de açıklayan sanatçı, Show TV'ye Huysuz Virjin'le birlikte 'Huysuz & Sibel Show' u yapacağını, Okan Bayülgen'le büyük bir aşk hikayesinin anlatıldığı bir sinema filminde oynayacağını belirtti. Uzun süredir kimseyle röportaj yapmayan Sibel Can'ın birbirinden ilginç ve içten açıklamalarını tek bölümde yayınlamaya gönlüm el vermedi. Yarın da sürecek olan bu röportajı beğeniyle okuyacağınızı umuyorum... İyi Bayramlar, iyi pazarlar.

Barış KOCAOĞLU



--------------------------------------------------------------------------------



Artık, koca parası yemek istiyorum

13 yaşından beri çalışıyorum. Allah eşime sağlık versin de ben de oturup artık koca parası yiyeyim

Sesimle şarkılarımla, sahne performansımla Türkiye'deki kadınlar arasında rakipsizim

Sahnede sanki bambaşka bir alemdeyim, orada kendimi hiç tanıyamıyorum

Hayatın hep özlemlerle geçiyor. Kendini yalnız hissettiğin çok olur mu? Bunca sıkıntı, hasret çektikten sonra keşke annem adımı Özlem koysaymış diyorum. Allah her şeyden önce sağlık sıhhat versin, bunların hepsi gelip geçiyor. Neler neler yaşadım bugüne kadar ama, unuttum, unutmaya çalıştım zorda olsa. Çok büyük acılardı, kimsenin kaldıramayacağı kadar ağırdı yani. Ben bile kendi kendime şaşırdım, nasıl bunca yükün altından kalktım diye.

Genç yaşta bunca yükün altından nasıl kalktın peki?

Öncelikle inanılmaz sabırlı bir insanım. Sonra Allah'a inancı sonsuz olan birisiyim. Bir şekilde Allah bana yardım ediyor, onun sevgili kullarından biri olduğuma inanıyorum. Bir şekilde bunları atlattım... Eskisi kadar sahne çalışması yapmıyorum artık. Geçen yılbaşı gecesi uzun bir aradan sonra ilk defa sahneye çıktım. Bu yılbaşı gecesi benim 1. yılım oluyor sahneye çıkmayalı. Bir yılda çok az çalıştım. Çocuklarımı ihmal etmek istemedim. Çünkü onlar benim için çok değerli. Çok fazla sahne çalışması yapmadığım için, çocuklarıma dolu dolu zaman ayırıyorum ve en doğrusunun da bu olduğuna inanıyorum.

Bunun farkına nasıl vardın? Çünkü sen sahnelerin aranılan isimlerinin başında geliyorsun?

Yaşadığım olaylar, tecrübeler benim doğruyu bulmamı sağladı. Çok fazlada çalışmamak lazım, buna gerek yok zaten. Aile içinde ki huzurumu, çocuklarımı bırakmak istemiyorum. Çünkü, çocuklarımın son birkaç yıldır gözlerindeki o mutluluğu, pırıltıyı dünyanın hiçbir şeyine değişmem, bunun farkına vardım. Belki bazı şeyleri yaşamam gerekiyordu, bunların farkına varabilmem için. Allah'tan çok genç yaşta, çok büyük tecrübeler kazandım. Her şey boşmuş, gerçek olan benim ailem ve çocuklarımmış. Onun için artık az çalışıyorum ama öz çalışıyorum. Sahneyi ve şarkı söylemeyi çok seviyorum ama artık sadece keyif alacağım yerlerde, ortamlarda şarkı söylemek istiyorum. Son bir yıldır da bunu böyle uyguladım.

Peki neler yapıyorsun evde?

Çocuklarla ilgileniyorum, benim ailem, Sulhi'nin ailesi geliyor gidiyor. Onun dışında birkaç dostum var görüştüğüm. Sanat camiasından kimseyle görüşmüyorum. Daha önce de zaten görüşmüyordum. Bir iki sanatçı büyüklerim var arada onlarla görüşüyorum onun haricinde pek dostum yok bu camiadan.... Herkes uyuduktan sonra yalnızlık ortaya çıkıyor. Onu bastırmak için kitap okuyorum, internetle vakit geçiriyorum. Müziği çok sevdiğim için müzik adına araştırmalarım oluyor... Türk Sanat Müziği gecenin bir vaktinden sonra çok iyi gidiyor. Her gün yeni bir şarkı öğreniyorum, vakit böyle geçip gidiyor işte.

İnternet'e giriyorum dedin chat yapıyor musunuz?

Onu hiç yapmak istemiyorum çünkü beceremiyorum. Magazin sitelerine giriyorum, gazete okuyorum, bir de İnternet oyunlarına dalıyoruz, Engincan, Melisa ve ben saatlerce oyun oynuyoruz. Engincan'a diyorum ki oğlum bana öğrettiğin en güzel şey bu ama çok zaman kaybı.

Benim psikoloğum çocuklarım

Geceleri o yalnızlıkta kendi başınıza kaldığınızda vicdan muhakemesi yapar mısın?

Belli bir dönem çok üzüldüm, inanılmaz içime atan bir insandım. Devamlı ortalara çıkıp, ona çatayım, buna çatayım yapacak bir insan değilim. Kendi halinde bir insanım, annem üzülmesin, çocuklar üzülmesin, diye hep daha sakin görünmeye çalışırım. Ama içimde inanılmaz büyük üzüntüler vardı. O günlerden sonra tek dua ettiğim şey, bu kadar şeyi içime atıp, hasta olmadım. Çünkü bu kadar şeyi insan içine atarsa birgün bir yerden çıkar diye düşünüyordum. Allah çocuklarıma acıdı, bu şekilde atlattık .

Zor günlerinde psikoloğa gittin mi hiç?

Psikoloğa bir gün bile gitmedim. Benim en büyük psikoloğum üç tane çocuğum. Onlarla vakit inanılmaz güzel geçiyor, onlar kafamı, beynimi çok iyi dağıtıyor. En kötü dönemlerde sakinleştirici ilaç bile almadım.

Bu kadar dirayetli olmanda geçmişinin etkisi var mı?

Çok küçük yaşta büyükmüşüm gibi yaşadım ben. 13-14 yaşında bütün ailemin sorumluluğu şimdiki gibi bendeydi. Yıllarca annemin, babamın tüm ailemin çalışan erkeği oldum... Herkese güvendiğim, inandığım için çok şey de kaybettim. Çünkü herkesi kendim gibi gördüm. Sanat dünyasında çok kazıklar yedim babam başımda olmadığı için. Hep çalışmak, didinmek zorunda kaldım ama artık istiyorum ki, Allah kocama hayırlı işler versin ben de oturup onun parasını yiyeyim.

Yaşıtların gibi davranamadın diye, geçmişe bir kırgınlığın var mı?

O, zamanlar yaşıtlarımın yaptığını yapamıyorum diye kırılıyordum. Biz çok fakirlikle büyüdük. Öyle, böyle değil Karagümrük'te yaşıyorduk, babam müzisyendi. Hiç unutmuyorum, bayramdan birkaç gün önce babam üç gün bir köy düğününde çalışmıştı. Arife günü geldi eve. Bayramlığımız yoktu, çocuğuz bayramlık istiyoruz. Annemle apar topar çarşıya gittiler bize bayramlık aldılar.

Alternatifim yok

Sahneye çıktığım zaman bambaşka bir alemdeymişim gibi hissediyorum kendimi. Ve tanımakta güçlük çekiyorum sahnedeki Sibel'i. O an bambaşka birisi oluyorum ve kendi kendime Sibel Can hayran olduğum bir sanatçıya dönüşüyor... Evdeki Sibel Can'la inanılmaz onur, gurur duyuyorum. Onun sabrına, çocuklarına ailesine bağlılığına hayranım. Evdeki Sibel Can'ı da çok seviyorum ama sahnedeki çok ulaşılmaz çok esrarengiz geliyor bana...

Ben Hülya'ya da şaşıyorum, kendisine sataşanlara cevap vererek, kendini yormamalı. Özellikle de Hülya ile Gülben arasında yaşananlara gerek yok ki, onların böyle şeylere ihtiyaçları yok. Gülben'in çok güzel tutan bir dizisi var. Hülya'ya zaten söyleyecek bir şey yok, her yaptığı şey çok başarılı. Yıllardır bu işe emek vermiş. Dişiyle tırnağı ile gelmiş... Biz Hülya ile aynı dönemde sahneye çıktık, belki o benden birkaç yıl eski olabilir... Bu arada kendime sahne de televizyonda bayılıyorum. Sesimle, şarkılarımla, sahne hakimiyetimle ve her şeyimle benim Türkiye'de bir alternatifim yok, bunu biliyorum.


Sesimi dinlerken AĞLIYORUM

Hava atmak için söylemiyorum ama şarkılarımı dinlerken, çok içli okumuşum diye kendi kendime ağlıyorum...

Eşin gelmek üzere neler hissediyorsun?

Çok heyecanlıyım. Bana zor günlerimde herkes arkasını dönüp gitmişken eşim sahip çıktı. Hem de çocuklarıma ve aileme. Benim çok saygı duyduğum birisi, onu çok seviyorum. Devamlı mektuplaşıyoruz, o oradayken sevgim daha da büyüdü. Birbirimizi çok seviyoruz... Her şeyi yılbaşından sonraya bırakıyorum. Emir yaklaşık 1.5 yaşında oldu. Yani Sulhi tam 1.5 senedir yok yanımızda. Şimdi temizlik başlayacak, tüm kıyafetlerini yılbaşından sonra temizlemeye gönderiyorum. Evde büyük telaş var. Gömlekleri yıkanacak, ütülenecek.

Sen mi yapıyorsun ütüleri?

Ben ütü yapmayı sevmem. Evde bana yardım eden, arkadaşlar var. Yılbaşından sonra ki 16 gün hiç geçmeyecekmiş gibi geliyor bana. Daha perdeler yıkanacak, halılar silenecek iş çok yani.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://arkilerforum.yetkin-forum.com
??NeSRiN??
Admin
Admin
??NeSRiN??

Mesaj Sayısı : 332
Kayıt tarihi : 31/05/09
Yaş : 26
Nerden : SAKARYA

....Sibel CAN ile röportaj Empty
MesajKonu: Geri: ....Sibel CAN ile röportaj   ....Sibel CAN ile röportaj Icon_minitimePtsi Haz. 15, 2009 11:37 am

Emir babasını çok az gördü değil mi?

Emir ne yapacak merak ediyorum... Orada ortam çok kötü, çok zor. Allah kimseyi oralara düşürmesin. Sulhi 37 yaşında ve ilk defa baba oldu ama çocuğunu ilk kez orada görebildi. Çok az gördü, kucağında bir kere uyusun istedi. Hiç unutamıyoruz, o günleri.

Oraya giderken hangi duygular içinde oluyorsun?

Giderken çok büyük heyecan duyuyordum. Acaba zayıflamış mı, beni beğenecek mi, zayıfladığımı anlayacak mı? İnanılmaz heyecan içinde oluyordum. Dönerken ise inanılmaz kötüydü. Arabada gözyaşları sel oluyordu o özellikle Emir'i gördükçe üzülüyordu. Yollarda epey hüzünlü anlar yaşıdık. Ama, Allah sağlık versin her şey gelip geçiyor şurada ne kaldı ki gelmesine yeter ki Allah ölüm acısı vermesin.

Eşlerin arasında kimi zaman anlaşmazlıklar olur. Sizin Sulhi Bey'le anlaşamadığınız bir yönünüz var mı?

Biz daha bir şey yaşayamadık ki. Evlendik Sulhi birkaç ay sonra cezaevine girdi. Ama o çok sahiplenen , evde kendini hissetiren bir insan, ona inanılmaz saygılıyım. O da bana çok saygılı. Tartışacak bir ortamımız da olmadı. Ben kavgacı bir insan değilimdir zaten, sakinimdir. Çok zor sinirlenirim. Her şey aslında bizim hayatımızda yeniden başlayacak. Yeni bir sayfa açıyoruz yani.

İnanılmaz kıskancım

Sahnede, medyanın karşısında sinirleri alınmış gibi sakin duruyorsun, sorulan sorulara sinirlenmeden cevap veriyorsun, nasıl başarıyorsun bunu?

Benim genel yapım bu. Allah rahmet eylesin, babama benziyorum.

Sen çok güzel bir kadınsın, buna rağmen eşini kıskanır mısınız?

İnanılmaz kıskanç bir insanım. Mesela; ben hamileyken kilo aldığım için Sulhi de kilo alsın istedim. Sulhi benim yüzümden o zamanlar kilo almıştı. 10 kilo falan aldı. Sevdiğim insanı çok kıskanırım, Ama, Sulhi'ye inanılmaz da güvenirim.

Kendini beğenmediğin zamanlar oluyor mu?

Zaman zaman kendimi beğenmediğim oluyor.

Ama bakımlı kadın her zaman güzeldir. Her şeyime dikkat etmeye çalışıyorum. Spor yapıyorum mesela. Emir'den sonra çok kilo almıştım, korktum veremeyeceğim diye. Allah'tan sesim güzel... Yoksa şişman şişman beni kimse istemez diye korktum. Genç olduğum için kiloları verdim ama.

Şöhretim tesadüfi değil

Eşini askere sen mi götüreceksin?

İstemiyor. Mektupta, ne beni karşılamaya gel, ne de askere diyor. Zaten 21 gün hemen geçecek diyor. O öyle diyor ama ben askerde ziyaretine giderim kesin.

Sulhi Bey'den aldığınız ilk hediye neydi?

Evlenmeden önce bir saat almıştı. Bir de

alyans.

Bu dönemde hediye aldı mı hiç?

Geçen sene sahneye uzun bir aradan sonra

çıktığım için kulise tek gül göndermişti. İnanılmaz mutlu olmuştum. Çünkü çok heyecanlıydım ve bana moral oldu o gül. Doğum günümde, Emir'i doğurduğumda da Amerika'ya çiçek göndermişti.

Bu işlere bilinçli mi girdin, dans ederken şarkı söyleyeceğini hesaplıyor muydun?

Her şey planlı, programlıydı. O, dönemde sırf şarkıcı olarak başlasaydım, başarılı olmayabilirdim. . Küçücük yaşta, şu anda solistim diyen insanların bilmediği şarkıları biliyordum. Biraz önce bir fax geldi menajerime, konservatuvardan. Beni 'Yılın En İyi Türk Sanat Müziği Sanatçısı' seçmişler bu benim için büyük gurur. Çünkü, konservatuvarın kapısından bile geçmedim. Sırf dişimle, tırnağımla, sesimin gücüyle buralara gelmekten dolayı çok mutluyum.



--------------------------------------------------------------------------------



Orhan Abi'ye emanetim

Yıllardır Orhan Gencebay ile tanışırız ama hiçbir zaman problemlerimiz olmadı. Benim gerçekten çok sevdiğim, bana sahip çıkan bir insandır. Camianın içinde sevdiğim bir iki kişinin başında gelir Orhan Abi. Birlikte albüm yaptığımız zamanlarda da hakkım neyse bana vermiştir. Zaten babamın çok iyi arkadaşıdır, ben ona emanetim. Babam yıllar önce, 'Sibel sana emanet demişti.' Beni çok korur... Kaset satışlarımın yükselişi ve milyonlara ulaşmasıyla birlikte işimi çok ciddiye almaya başladım. Özellikle şarkı seçme konusunda kimsenin gözünün yaşına bakmam, beğenmediğim şarkıyı isterse Türkiye'nin bir numaralı bestecisi yapsın asla okumam. Çok titizim çünkü severek okumak isterim şarkılarımı.



--------------------------------------------------------------------------------



Mektuplarımıza servet verdiler

Mektuplar. Olay mektuplarımız... 21. yüzyılda mektup yazacağımız aklımın ucundan bile geçmezdi. Mektuplaşmak çok güzelmiş. O çok güzel şeyler yazıyor bana. Onun bu kadar duygusal, bu kadar romantik olduğunu bilmiyordum. Neredeyse her gün yazıştık Sulhi ile... Bu arada birbirimize yazdığımız mektupları kitap haline getirmek isteyenler var. Hatta bir yayınevi 'eğer kabul edersiniz size servet ödemeye hazırım' dedi. Ama, Sulhi'ye bunu söylediğimde 'duymamış olayım' dedi. O mektuplarımızı ölünceye kadar aramızda paylamaktan yana. Bu bizim en özelimiz ve öyle de kalacak.



--------------------------------------------------------------------------------



Babam beni görebilseydi

Türk Sanat Müziğinde Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Gönül Akkor, Muazzez Abacı bunlar benim evimde mutlaka dinlenen insanlardır. Bu tarz dışında Sezen Aksu, Nilüfer, Zerrin Özer gibi klasikleşmiş sanatçıları dinliyorum. Sonra Tarkan, İbrahim Tatlıses'i de dinlerim tabii. Kendimi de çok dinliyorum, hoşuma giderek. Kendi sesime ağlıyorum bazen. Gerçekten çok duygulu okuyorum. Hava anlamında söylemiyorum gerçek bu.... Keşke babam bugünlerimi görebilseydi. Sesimin, yorumumun beğenildiğini artık bir tavrımın olduğunu görüp gururlanmasını çok isterdim.

ALINTIRDIR
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://arkilerforum.yetkin-forum.com
AYGÜN
GELİŞMİŞ ÜYE
GELİŞMİŞ ÜYE
AYGÜN

Mesaj Sayısı : 128
Kayıt tarihi : 31/05/09
Yaş : 21
Nerden : sakarya

....Sibel CAN ile röportaj Empty
MesajKonu: Geri: ....Sibel CAN ile röportaj   ....Sibel CAN ile röportaj Icon_minitimeSalı Haz. 23, 2009 8:00 pm

emğine sağlık
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
....Sibel CAN ile röportaj
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ARKİLER FORUM :: GENEL :: TOPİC-
Buraya geçin: